
HİZMET TESPİTİ DAVASI NEDİR?
Hizmet Tespiti Davaları, yaygın adı ile sigorta tespit davası çalışma hayatı esnasında sosyal güvenlik haklarından faydalanması kasten ya da ihmal suretiyle engellenmiş kimselerin geriye dönük olarak sigortalılıklarının tespit ettirilmesi ve kuruma bildirilmesi maksadı güden davalardır. EYT düzenlemeleri ile birlikte ayrı bir önem kazanan bu konuya değinmekte fayda vardır.
Uzun dönem sigortalılık yani 4A, 4B, 4C sigorta kayıtları yasal nedenlerle zorunlu olup kişinin çalışmaya başlaması anında sigortalığın da kendiliğinden başladığı kabul edilmektedir. Yani çalışma olgusu var ise sigortalılık da vardır SGK’ya bildirim yapılmamışsa bile sigortalılık var kabul edilmektedir. Sigorta başlangıcının ya da bildirimlerinin SGK’ya yapılmamış olması durumu değiştirmemektedir. İşte kendiliğinden var kabul edilen bu durumun yukarıda da ifade edildiği üzere kuruma kasten ya da ihmalen bildirilmemiş dönemlerinin mahkeme aracılığı ile tespit ettirilmesi için açılan davaya hizmet tespiti davası denilmektedir.
Çalıştığı halde işe giriş bildirimi yapılmamış olanların, çalışmaya başladığı halde işe giriş bildirimi geç yapılanların, çalışması devam ettiği halde işten çıktı gibi gösterilerek primleri ödenmeyenlerin ya da aralıklı şekilde çıktı-girdi gösterilenlerin haklarının korunması maksadı ile bu davalar açılarak gerçek sigortalılığın tespiti sağlanabilmektedir.
NE ZAMANA KADAR BU DAVAYI AÇABİLİRİM?
5 yıllık hak düşürücü süreye tabi olan Hizmet Tespiti Davalarında çalışmaya devam ediliyor ise süreler işlememektedir. Son çalışma tarihinin üzerinden 5 yıl süre geçtikten sonra hak düşürücü süre nedeniyle dava açmak yasa uyarınca mümkün değildir fakat bazı hallerde süreye tabi olmaksızın dava açmak mümkündür. Kıymeti oldukça artan bu davalarda profesyonel yardım alarak ilerlemek, avukat hizmetlerinden faydalanarak hareket etmek oldukça mühimdir. Dava açma süresinin geçip geçmediği, hak düşürücü sürenin dolup dolmadığı konusunda avukata danışmakta fayda mevcuttur.
BU DAVA NEREDE VE NASIL AÇILIR?
Hizmet tespit davaları kendisine has yargılama usulü ve özel ispat şartları nedeniyle yürütülmesi meşakkatli davalardandır. Değişen içtihatlar ve güncel mevzuat uyarınca hareket etmek büyük öneme sahiptir.
Tespit ettirilecek hizmet süresine bağlı olarak davalının kim olacağı değişmektedir. İş Mahkemeleri hizmet tespiti davalarında görevli mahkemelerdir, dava açılan yerde iş mahkemesi olmadığı takdirde Asliye Hukuk Mahkemeleri bu davalar İş Mahkemesi sıfatı ile bakmaktadır. Hizmet tespiti davaları davalı işverenin yerleşim yerinde ya da işin görüldüğü yerde açılabilmektedir. SGK’ya karşı açılan davalar ise İl Müdürlüğünün olduğu yer mahkemesinde ileri sürülmektedir.
DAVA ŞARTLARI NELERDİR?
Yukarıda da ifade edildiği üzere çalışmanın varlığı otomatik olarak sigortalılığı da beraberinde getirmektedir. SGK’nın bu durumdan haberi olmasa dahi sigortalılık ilişkisi çalışma anında başlamış kabul edilir. Hizmet Tespiti Davası açılıp davanın kabulü ile neticelendirildiğinde çalışılan süreler açısından geriye dönük olarak hizmetlerin varlığı tescil edilmektedir.
Hizmet tespiti davası açabilmek için ise;
- Dava açmak isteyen kişi ile davalı arasında hukuken geçerli bir hizmet sözleşmesinin var olması,
- Davacı işçinin/hizmet tespiti isteyenin hizmet akdinden kaynaklanan iş görme borcunu eksiksiz yerine getirmiş olması,
- Davacının çalıştığı halde sigorta primlerinin ödenmemiş olması, eksik ödenmiş olması ve bu durumun SGK tarafından daha öncesinde tespit edilmemiş olması yani hukuki faydanın bulunması şartlarının birlikte var olması gereklidir.
Bu koşullarda hizmet tespiti davası açılabilmektedir.
HİZMET TESPİTİ DAVALARINDA DETAYLI KONULAR VE YARGITAY KARARLARI:
Bu özet anlatımdan sonra hizmet tespit davalarının hukuki niteliğine ve teknik konulara da kısaca değinmek gerekir.
Önemle belirtilmelidir ki, sosyal güvenlik hakkı temel insan haklarından olup, uluslararası hukuk normları ile Anayasada güvence altına alınmıştır. Bu hak bireyleri toplum içinde iktisadi bakımdan desteklemeyi, muhtaçlığa düşmesini önlemeyi, sosyo–ekonomik ve fizyolojik risklerin sonuçlarına karşı korumayı hedef alan bir haktır (Arıcı K., Türk Sosyal Güvenlik Hukuku, Ankara 2015, s. 95). Diğer bir ifadeyle sosyal güvenlik hakkı ortaya çıkabilecek sosyal riskleri önlemeyi amaçlar.
Tespit davaları bir hukuki ilişkinin var olup olmadığının tespitine ilişkin davalar olup, konusunu hukuki ilişkiler oluşturur. Bu dava türü ile bir hukuksal ilişkinin varlığı veya yokluğu saptanmaktadır. Bu davalarda davacının amacı ve dolayısıyla talep sonucu, bir hukuki ilişkinin varlığının ya da yokluğunun veyahut içeriğinin belirlenmesidir.
Tespit davasında verilen karar ile hukuki ilişkinin varlığı veya yokluğu kesin olarak tespit edilir; diğer bir anlatım ile, davalının varlığını inkar ettiği ilişkinin var olduğu veya yokluğunu inkar ettiği hukuki ilişkinin yok olduğu kesin olarak hükme bağlanır.
Bir tespit davasının kabule şayan olabilmesi için, bu davanın konusunu oluşturan hukuki ilişkinin var olup olmadığının mahkemece hemen tespit edilmesinde davacının menfaatinin bulunması gerekir.
Yasalar ile sabit olduğu üzere sigortalıların hizmetlerinin tespitine ilişkin olarak dava açılabileceği açıkça ve özel olarak düzenlenmiştir.
Anılan hükümlere göre, yönetmelikle tespit edilen belgeleri işveren tarafından verilmeyen veya çalıştıkları Kurumca tespit edilemeyen sigortalılar, ya da bu belgelerin geç verilmiş olmaso gibi hallerde çalışmaların eksik gösterilmiş sigortalılar hizmet akdi ile çalıştıklarının tespiti için dava açabilirler.
Hizmet tespiti davalarında aslında geçmişte var olan ancak kayıtlara girmemiş hizmetlerin tespiti istenmektedir. Yargılama sonunda verilen tespit kararı ile çalıştırılanların işe alınmalarıyla kendiliğinden doğan ve gerçekte var olan hizmet akdi ilişkisinin varlığının tespitine karar verilmekte, yeni bir hukuksal durum oluşturulmaktadır.
Öte yandan, tespitine karar verilen süreler hizmetin geçtiği yıla maledilerek, Kurum kayıtlarına yine hizmetin ait olduğu yıl itibariyle geçecektir. Verilecek tespit hükmü ile varolmayan bir hizmet akdinin kurulması söz konusu olmayıp, varolan ancak kayıtlara geçmemiş bir çalışma ait olduğu yılda kayıtlara usulüne uygun olarak bildirilmiş gibi işlem görecek, kayıtlara geçmemiş süre ile çalışma tarihindeki durum saptanarak hukuksallaştırılacaktır.
Bu değerlendirmenin doğal sonucu olarak, hizmet akdi ile çalışıldığının tespitine dair karar verilen süreler, tespit kararının kesinleşme tarihine bakılmaksızın, sigortalının yaşlılık aylığı veya hak sahibinin ölüm aylığı talebi açısından tespitine karar verilen çalışmanın gerçekleştiği tarih itibariyle sosyal güvenlik hukuku açısından sonuçlarını doğurmaktadır. Aksinin kabulü, sigortalının görev veya yetkisinde olmayan prim belgelerinin Kuruma verilmemesi veya Kurumun denetim yükümünü ihlalinin sigortalı aleyhine sonuç doğurmasına neden olacaktır.
Nitekim HGK’nın 28.09.2011 tarihli ve 2011/10-475 E., 2011/560 K. sayılı kararında da aynı ilkeler benimsenmiştir.
Hemen belirtmek gerekir ki; sigortalılık başlangıç tarihinin tespitine ilişkin davalar da sigortalılığın saptanması istemini de içerdiğinden, 506 sayılı Kanun’un 79. maddesinin 10. fıkrasına dayalı olan ve “hizmet tespiti davası” olarak nitelendirilen bir görünüm arz etmekte olup, bunun doğal sonucu olarak da söz konusu (1) bir günlük çalışmanın belirlenmesi talepli davada, hizmet tespiti davalarındaki kanıtlama yöntem ve ilkelerin benimsenip uygulanması gerekmektedir.
“Davanın yasal dayanağı 5510 Sayılı Kanun’un 86. maddesidir. Anayasal haklar arasında yer alan sosyal güvenliğin yaşama geçirilmesindeki etkisi gözetildiğinde, sigortalı konumunda geçen çalışma sürelerinin saptanmasına ilişkin davalar, kamu düzenine ilişkin olduğundan, özel bir duyarlılık ve özenle yürütülmesi zorunludur. Bu bağlamda, hak kayıplarının ve gerçeğe aykırı sigortalılık süresi edinme durumlarının önlenmesi, temel insan haklarından olan sosyal güvenlik hakkının korunabilmesi için, bu tür davalarda tarafların gösterdiği kanıtlarla yetinilmeyip, gerek görüldüğünde re’sen araştırma yapılarak kanıt toplanabileceği de göz önünde bulundurulmalıdır.
- Mahkemece, çalışmanın tam süreli mi kısmi süreli mi olduğuna yönelik yeniden bordro ve komşu iş yeri tanığı dinlenilmek suretiyle davacının çalışmalarının olup olmadığı da araştırılarak davacının çalışmalarının tam zamanlı mı yoksa mevsimsel mi olduğu hususu tereddüte yer bırakmayacak şekilde açıklığa kavuşturularak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirme ile verilen karar bozmayı gerektirir.” T.C YARGITAY 10. Hukuk Dairesi Esas: 2022 / 7114 Karar: 2022 / 9973 Karar Tarihi: 29.06.2022
- “506 sayılı Kanunun 79/10. maddesi hükmüne göre; Kuruma bildirilmeyen hizmetlerin sigortalı hizmet olarak değerlendirilmesine ilişkin davanın, tespiti istenen hizmetin geçtiği yılın sonundan başlayarak 5 yıl içinde açılması gerekir. Bu yönde, anılan madde hükmünde yer alan hak düşürücü süre; yönetmelikle tespit edilen belgeleri işveren tarafından verilmeyen veya çalışmaları Kurumca tespit edilemeyen sigortalılar için geçerlidir. Bir başka anlatımla; sigortalıya ilişkin olarak işe giriş bildirgesi, dönem bordrosu gibi yönetmelikte belirtilen belgelerin Kuruma verilmesi ya da çalışmaların Kurumca tespit edilmesi halinde; Kurumca öğrenilen ve sonrasında kesintisiz biçimde devam eden çalışmalar bakımından hak düşürücü sürenin geçtiğinden söz edilemez. Ne var ki; sigortalının Kuruma bildiriminin işe giriş tarihinden sonra yapılması, bir başka ifade ile sigortalının hizmet süresinin başlangıçtaki bir bölümünün Kuruma bildirilmeyerek sonrasının bildirilmesi ve Kuruma bildirimin yapıldığı tarihten önceki çalışmaların, bildirgelerin verildiği tarihi de kapsar biçimde kesintisiz devam etmiş olması halinde, Kuruma bildirilmeyen çalışma süresi yönünden hak düşürücü sürenin hesaplanmasında; bildirim dışı tutulan sürenin sonu değil, kesintisiz olarak geçen çalışmaların sona erdiği yılın sonu başlangıç alınmalıdır.” T.C YARGITAY 10. Hukuk Dairesi Esas: 2011 / 11380 Karar: 2022 / 2365 Karar Tarihi: 23.02.2022
Hizmet Tespiti Davaları gerek ayrıntılı gerekse de özet anlatımlarımızdan da görüleceği üzere profesyonel destek almadan ilerlemenin zor olduğu bir davadır. Bu dava için ofisimiz bünyesindeki avukatlardan hizmet alabilirsiniz
Av. Oğuzhan İstiraç, Ankara-2023
