GİRİŞ
Araç mahrumiyet tazminatı; kaza neticesi ortaya çıkan zararın tamiri süresi boyunca aracın işe, okula, hastaneye vs. giderken, kısaca günlük ihtiyaçlar için kullanılamamasından kaynaklı ortaya çıkan zararın karşılanmasına yöneliktir. Aracı haksız fiil sonucu zarar görüp de taşıt tamirdeyken kullanamayan kimseler bu zararlarının giderilmesi için tazminat isteyebileceklerdir. Yazımızın devamında araç yoksunluk tazminatının detaylarına değineceğiz.
ARAÇ MAHRUMİYET BEDELİ NEDİR?
Trafik kazası ya da araç sahibinin kendisinden kaynaklanmayan herhangi bir haksız fiil neticesinde hasar gören aracın onarım süresi boyunca kullanılamamaktadır. Bu sebeple ortaya maddi bir zarar çıkmaktadır. Tamir süresi boyunca aracı kullanma olanağından yoksun kalan kimse, borçlar kanunun ilgili maddesi (TBK m.49) uyarınca ortaya çıkan zararını tazmin etme olanağına sahiptir. Zarara uğrayan araç sahibi mahrumiyet tazminatı talep edebilecektir.
BEDEL HESABI NEYE GÖRE YAPILMAKTADIR?
Trafik kazasının meydana geldiği sırada aynı emsal ve özelliklere sahip araçların kira bedellerine göre günlük kira bedeli tespiti yapılır. Tespit edelin bu kira bedeli araçtan yoksun kaldığınız süreye göre zarar hesabının yapılmasında kullanılır. Ayrıca araç perte ayrıldıysa, pert bedelinin ödenme gününe kadar geçen süre yönünden de mahrumiyet söz konusu olacağından aracı perte ayrılanlar da bu tazminatı talep edebilir.
Yapılacak hesapta; zarara kimin sebep olduğu, trafik kazasının oluşumunda kimin tam kusura ya da daha çok kusura sahip olduğu göz önüne alınmaktadır. Eşit kusura sahip olunsa bile araç sahiplerinin dava açabileceği unutulmamalıdır. Tarafların sırf eşit kusurlu olması hak kaybının yokluğuna işaret etmez. Her aracın günlük kira bedeli kendi emsaline göre belirleneceğinden bazen daha çok kusurlu olunsa bile bu davayı açmakta hukuki yarar bulunmaktadır.
Mahrumiyet zararından söz edebilmek için aracınızın kusurunuz olmaksızın ya da daha az kusurlu olduğunuz bir haksız eylem (trafik kazası vb.) neticesinde zarara uğraması yeterlidir. İkame araç kiralamamış olsanız bile Yargıtay’ın son kararlarında da vurguladığı üzere zararın var olduğu ve sorumlularınca ödenmesi gerektiği kabul edilmektedir. Yani bu zararı talep edebilmek için herhangi bir fatura ibraz edilmesi aranmamaktadır.
NE ZAMANA KADAR BU DAVA AÇILABİLİR?
Araç mahrumiyet tazminatı, haksız eyleme dayalı bir talep olduğundan mahrumiyet zararının istenebilmesi için TBK ve KTK’da kaza tarihinden itibaren 2 yıl; her halükârda zarar ve zarar sorumlusunun öğrenildiği tarihten itibaren ise 10 yıl içinde dava açılması gereklidir.
Zararı öğrenme kavramının üzerinde durulması gereklidir. Uygulamada kaza tarihi zararın doğduğu tarih olarak kabul edilmekte ve zamanaşımı süreleri buna göre işletilmektedir. Fakat bu bazı hallerde hak kayıplarına yol açabilmektedir. Her somut olay kendi içerisinde değerlendirilmeli ve zararı öğrenme kriteri ehemmiyetle tespit edilmelidir. Uzun tamirat süreleri nedeniyle bazen aylarca aracından mahrum kalan kişilerin dava zamanaşımı sürelerinin araçları tamir edilip kendilerine teslim edildikten sonra başlatılması gerektiği sabittir. Aksi kabul halinde aracın ne kadar süre tamirde kaldığı bilinmeden ya da aracın tamir işlemleri tamamlanmadan hak sahibi dava açmaya zorlanacaktır. Bu durum hukuken hatalı bir sonuç doğuracaktır.
BU DAVA NEREDE VE NASIL AÇILIR?
Asliye Hukuk Mahkemeleri bu dava için görevli mahkemelerdir. Araç mahrumiyet tazminat davaları haksız fiilden kaynaklanan davalardandır. Bu nedenle davayı açmak için haksız fiilin yani kazanın gerçekleştiği yer dikkate alınabileceği gibi bu eylemden zarar gören kişinin yerleşim yerinde de dava açılabilmektedir. Yine benzer şekilde davalının yerleşim yerindeki mahkemelerde de dava açılabilmektedir.
DAVA ŞARTLARI NELERDİR?
Araçtan mahrumiyet tazminat davası açmak için; dava açmak isteyen kişinin haksız fiilden kaynaklı bir zararının doğması gerekmektedir. Yani dava açmak isteyen kişinin aracı bir trafik kazasına karışmalı veya kendinden kaynaklanmayan benzer durum yüzünden zarara uğramış olmalıdır. Bu zarar yüzünden araçtan mahrum kalmak şarttır. Yukarıda da bahsedildiği üzere tazminat davası açmak için kusurluluk önem arz etmemekte; kusur oranı yalnızca tazminat bedelinin hesaplanmasında dikkate alınmaktadır. Bir hak kaybı söz konusu yani bir hukuki yarar söz konusu ise davayı açmak mümkündür. Çoğu zaman akıllarda karışıklığa neden olan hukuki yararın sağlanıp sağlanmadığı hususundaki değerlendirme için danışmanlık alınmasını tavsiye ederiz.
ARAÇ MAHRUMİYET TAZMİNATI DAVALARINA İLİŞKİN YARGITAY KARARLARI
“…Dava, trafik kazasından kaynaklanan araç hasarı, değer kaybı ve araç mahrumiyet bedelinin tahsili istemine ilişkindir. Davalı … şirketi, diğer davalı …’e ait aracın trafik sigortacısı olup ZMSS poliçesi gereği, davacının aracında meydana gelen hasara ilişkin gerçek zarar miktarı ile sınırlı sorumludur. Davacı vekili, araç hasarı onarım bedelinin yanında araç mahrumiyeti zararının da davalılardan tahsilini istemiş; mahkeme tarafından, her iki zarar kaleminden davalıların sorumluluğuna ilişkin hüküm tesis edilmiştir. Davaya konu kaza nedeniyle davacının aracında oluşan hasarın onarımı için gerekli makul sürede, davacının ikame araç temin etmek ve suretle masraf yapmak zorunda kalacağı, bu zararının da tazmininin gerektiği açık olmakla birlikte; bu zararın, kazadan kaynaklanan dolaylı zarar mahiyetinde olduğu ve davalı trafik sigortacısının sadece doğrudan zararlardan sorumlu olduğu, bu zararın Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları ve poliçe özel şartları uyarınca teminat kapsamında bulunmadığının hüküm tesisinde dikkate alınması gerekir. İfade olunan tüm bu nedenlerle, araç mahrumiyet zararına yönelik davacı isteminin davalı … şirketi yönünden reddine karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirmeyle, yazılı olduğu biçimde bu davalı için de kabulüne hükmedilmesi doğru görülmemiştir…” 17.HD 2017/1057 E. 2018/807 K.
“…Davacı tarafça, kazada oluşan hasarın onarımı için gerekli olan süre boyunca davacının aracını kullanamaması nedeniyle uğradığı zararın davalılardan tahsili talep olunmuş; mahkemece, davacının kendi aracı yerine ikame araç kiraladığına ilişkin fatura ya da delil sunmadığı gerekçesiyle talebin reddi yoluna gidilmiştir. Davacının araç mahrumiyet bedeli talebinin reddine ilişkin mahkeme gerekçesi yerinde değildir. Zira davacının kazada hasar gören aracını, makul onarım süresi boyunca kullanamayacağı, bu nedenle de ulaşım ihtiyacını karşılamak üzere masraf yapıp ek külfete katlanmak zorunda kalacağı aşikardır…” 17. HD 2016/2482 E., 2016/5946 K.
“… Davacı taraf, aracın tamirde kaldığı 19 gün içinde davalıdan araç kullanma bedeli olarak 1900 TL talep etmiş, mahkemece de 19 gün aracın kullanılamadığı, günlük 100 TL kiralama bedeli olduğunu belirten bilirkişi raporuna göre hüküm kurmuştur.
Bilirkişi, ikame araç bedeli yönünden değerlendirme yaparken, aracın 19 gün boyunca tamirde kalmasını esas almıştır. Araçta oluşan hasarın giderilebilmesi için gerekli makul tamir süresinin ne olduğu konusunda gerekçeli ve denetime açık, tespit raporunu da irdeleyen bir değerlendirme yapmamıştır. Bu anlamda bilirkişi raporu, hüküm kurmaya elverişli olmadığından eksik inceleme ile karar verilmesi doğru değildir.
Bu durumda mahkemece, rapor düzenleyen bilirkişiden ek rapor alınması; ya da ikame araç bedelinin ne olacağı konusunda yeniden uzman bir kişiden alınacak tespit raporuyla saptanan araç hasarının onarımı için gerekli makul tamir süresi ve serbest piyasa koşullarına göre ikame araç bedelinin ne olacağı konusunda ayrıntılı, gerekçeli, denetime elverişli bir rapor alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, yazılı olduğu biçimde eksik incelemeyle hüküm kurulması doğru görülmemiştir…” 17. HD 2016/9290 E. , 2017/3380 K.
“…Dava trafik kazasından kaynaklanan hasar bedeli, değer kaybı ve kazanç kaybı talebine ilişkindir. Hükme esas alınan bilirkişi raporunda araçtaki değer kaybının tespiti, Dairemizce değer kaybının belirlenmesi hususunda esas alınan, aracın kaza tarihindeki hasar görmemiş 2.el piyasa değeri ile kazadan sonra onarılmış haldeki 2.el piyasa değeri arasındaki fark kriterine uyulmaksızın hesaplama yapılarak sağlanmıştır. Bilirkişi raporunda belirtilen yöntemle değer kaybının tespit olunduğu rapora dayalı olarak hüküm kurulamaz.
Bu durumda mahkemece aracın modeli, markası, özellikleri, hasarı, yapılan onarım işlemleri, kilometresi, olay tarihindeki yaşı, davacı tarafın iddiaları, davalının savunmaları ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirilerek aracın kaza öncesi hasarsız ikinci el piyasa rayiç değeri ile kaza meydana geldikten ve tamir edildikten sonraki ikinci el piyasa rayiç değeri arasındaki farka göre değer kaybının zararının belirlenmesi, meydana gelebilecek çelişkilerin giderilmesi yönünden ayrıntılı, gerekçeli ve denetime açık yeni bir rapor alınması ondan sonra dosyadaki tüm deliller birlikte değerlendirilerek varılacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
Bu durumda mahkemece, rapor düzenleyen bilirkişiden ek rapor alınması; ya da kazanç kaybı bedelinin ne olacağı konusunda yeniden uzman bir kişiden alınacak tespit raporuyla saptanan araç hasarının onarımı için gerekli makul tamir süresi ve serbest piyasa koşullarına göre günlük kira bedelinin ne olacağını gözeterek kazanç kaybının ne olacağı konusunda ayrıntılı, gerekçeli, denetime elverişli bir rapor alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, yazılı olduğu biçimde eksik incelemeyle hüküm kurulması doğru görülmemiştir…”17. HD. 2016/8718 E., 2017/2779 K.
Alime İstiraç, Aralık 2024
